Punch44 injured in France train derailmentThe Jerusalem PostSyrian national indicted for aiding 2025 Berlin Holocaust Memorial stabbingESPN DeportesAtlante no encontró respuesta y Pachuca escapó con la goleadaESPNMLB-best Brewers clinch playoff berth after 20-0 routInquirerMatibag: Cayetano siblings back in PH Sept. 12-13한겨레알래스카 앞바다 뒤집힌 배에서 홀로 표류…15살 소년 사흘 만에 구조돼CNN TürkPutin'den Avrupa'ya Ukrayna uyarısı: Bu bizimle savaş anlamına gelecekSözcüFındık bahçesini söktü, servet kazandı: Kilosu 250 liradan kapış kapış satılıyorSky TG24Dov'era Trump l'11 settembre 2001? Le storie raccontate dal presidente e cosa non tornaHet Laatste NieuwsDepraetere haalt 179 miljoen euro uit elektriciteitsfactuur: “Dit systeem maken we eerlijker”Lenta.ruПутин озвучил цены российских энергоносителей для продажиSouth China Morning PostHong Kong to table cooling-off period bill for beauty, fitness deals by mid-2027
The Daily Newsstand · Free, Always
Saturday, September 12, 2026

GİZLİ KOZ! İran, ABD'nin hesaplarını nasıl bozdu?

Translate

Savaşın başladığı 28 Şubat'tan bu yana İran’ın füze programının bittiği düşünülüyordu. Ancak saldırıların ardından ortaya çıkan yeni tablo, Tahran’ın hâlâ sakladığı bir şeyler olabileceğini gösterdi. Peki İran neyi korumayı başardı ve elinde hâlâ kaç füzeyi yeniden ayağa kaldırabilecek kapasite var? İşte detaylar…

ABD’nin İran’a yönelik operasyonunun ardından Washington’da ortaya konulan tablo ile sahadan gelen yeni bilgiler arasında dikkat çekici bir çelişki oluştu.

Bir tarafta İran’ın askerî kapasitesinin ağır biçimde tahrip edildiği ve füze programının büyük ölçüde işlevsiz hale getirildiği yönündeki açıklamalar var. Diğer tarafta ise saldırıların ardından sessiz kalan bazı tesisler ve hâlâ kullanılabilir durumda olduğu öne sürülen askerî kapasite bulunuyor.

Şimdi Washington’ın karşı karşıya olduğu soru, operasyon sırasında kaç füzenin imha edildiğinden çok daha büyük: ABD’nin İran’ın füze programına vurduğu darbe gerçekten kalıcı mı, yoksa Tahran geride kalan kapasiteyle yeniden ayağa kalkmanın yolunu mu buldu?

Geçtiğimiz perşembe günü yayımlanan yeni bir rapor, bu sorunun yanıtının sanılandan daha karmaşık olabileceğine işaret ediyor. Wall Street Journal’a (WSJ) konuşan ABD’li yetkililerin aktardığı bilgiler, saldırılardan sonra İran’ın bazı askerî tesislerinde hareketliliğin yeniden başladığını öne sürüyor. Ancak bu iddianın asıl dikkat çekici tarafı, İran’ın elinde ne kaldığıyla ilgili.

PEKİ İRAN’IN FÜZE KAPASİTESİNE GERÇEKTEN NE OLDU?

GİZLİ KOZ İran, ABDnin hesaplarını nasıl bozdu

Operasyonun hedeflerinden biri özellikle İran’ın balistik füze stoklarını ve yeni füzeler üretebilme kabiliyetini ortadan kaldırmaktı. ABD’li yetkililer, bugüne kadar gerçekleşen bombardımanlarda İran’ın savunma sanayi altyapısının yaklaşık yüzde 85’ini yok ettiğini öne sürdü.

Aynı değerlendirmelerde çok sayıda balistik füzenin, fırlatma sisteminin ve uzun menzilli saldırı amacıyla kullanılan insansız hava aracının da imha edildiği belirtildi. Savunma Bakanı Pete Hegseth de daha önce İran’ın füze ve insansız hava aracı programının “işlevsel olarak yok edildiğini” savundu.

Fakat şimdi tartışmanın merkezinde başka bir soru bulunuyor: Bir ülkenin füze kapasitesinin yüzde 85’inin yok edilmesi, geride kalan yüzde 15’in yeniden üretim için yeterli olması anlamına gelebilir mi?

‘İRAN, SALDIRILARDAN KAÇINMAK İÇİN YENİ YER ALTI TESİSLERİ İNŞA EDİYOR’

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, ortada göründüğü kadar büyük bir çelişki olmadığının altını çizerek, “Aslında iki taraf farklı şeylerden bahsediyor. Pentagon’un iddiası sanayi altyapısına dair. İran’ın İHA, balistik füze ve donanma sanayisinin yüzde 90’a varan kısmının imha edildiğini söylüyorlar. WSJ’nin haberi ise üretimi değil, montajı anlatıyor. Yani savaş öncesinde stoklanmış parçaların yer altında birleştirilmesini. Bu ikisi aynı şey değil. Fabrikayı vurursunuz ama depodaki hazır parçalar yerinde kalır” dedi. Toğa, şöyle devam etti:

-- İran, savaş öncesinde tamamlanmış başlık, gövde ve yönlendirme birimleri stoklamıştı. Bir ABD yetkilisi, eldeki parçalarla en az birkaç yüz füzenin monte edilebileceğini söylüyor. King’s College London’dan eski CIA analisti Jim Lamson ise bu rakamın binleri bulabileceğini değerlendiriyor. Faaliyet, Hocir dâhil birkaç yer altı tesisinde tespit edilmiş. Bence asıl önemli ayrıntı başka. İran, saldırılardan kaçınmak için yeni yer altı tesisleri inşa ediyor. Operasyonun programı ne kadar gerilettiğine gelirsek, tablo şöyle: Üretim kapasitesi ciddi biçimde azaldı ve envanter yarıya indi. Kimyasal tesisler ve karıştırma ekipmanları zarar gördü. Ama program bitmedi, ertelendi.

-- Burada tünellerde gördüğümüz örüntünün aynısı işliyor. Hava gücü bu altyapıyı yok edemiyor, sadece bir süreliğine kapatabiliyor. Her döngüde de İran biraz daha derine iniyor. Washington açısından ayrı bir sorun daha var. Nisan ayında füze programının işlevsel olarak imha edildiği söylendi. Temmuzda Ürdün’deki üs vuruldu. Şimdi de üretimin sürdüğü ortaya çıktı. Bu kadar yüksek perdeden iddia, sonra da tekzip. Böyle bir sarmal, ABD’nin hasar değerlendirmelerini inandırıcı olmaktan çıkarıyor. Bunun bedeli de müzakere masasında ödenir.

İRAN YENİ FÜZE ÜRETMEK İÇİN NE KULLANIYOR?

GİZLİ KOZ İran, ABDnin hesaplarını nasıl bozdu

Wall Street Journal’a konuşan ABD’li yetkililerin iddiasına göre İran şu aşamada yeni bir tedarik zinciri kurmaktan ziyade elinde bulunan bileşenleri kullanıyor. Bu ayrıntı, haberin en kritik noktalarından biri. Çünkü İran’ın füze üretimini yeniden başlatabilmesi ile bu üretimi aylar ve yıllar boyunca aynı hızda sürdürebilmesi birbirinden çok farklı iki konu.

Tahran’ın saldırılardan önce stokladığı parçalar varsa, bunlar kısa vadede üretimin yeniden başlamasına yardımcı olabilir. Ancak stokların sınırsız olmadığı açık. Bir süre sonra yeni parçalar, ham maddeler ve teknolojik girdiler gerekecek. İşte o noktada İran’ın dış tedarik kapasitesi ve yaptırımlara rağmen oluşturduğu tedarik ağları yeniden önem kazanacak.

‘İRAN, ELİNDEKİ STOKLA BİR SÜRE DAHA MONTAJA DEVAM EDER’

Peki, İran’ın mevcut füze bileşenlerini kullanarak üretimi yeniden başlattığı iddiası ne kadar sürdürülebilir? Tahran’ın yeni füze üretimini devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyacağı kritik parça, ham madde ve teknolojileri dışarıdan temin etmesi mümkün mü?

“Burada montaj ile üretimi ayırmak gerekiyor. Stoktan monte etmek envanteri tüketir. Yani sonu olan bir iş. Gerçek üretimin sürmesi için yukarıdaki sanayi altyapısının çalışması lazım” diyen Oral Toğa, şu değerlendirmelerde bulundu:

-- Bölge ülkelerinden yetkililerin işaret ettiği darboğaz da tam burada: Hasar gören kimyasal tesisler ve katı yakıt için kullanılan endüstriyel karıştırma ekipmanları. Dışarıdan tedarik meselesi ise İran için yeni değil. IISS’ten Fabian Hinz uzun süredir aynı şeyi söylüyor. İran, iç üretimdeki darboğazları aşmak için dışarıdan malzemeye muhtaç. Adresi de Çin. ABD Hazinesi bu ağa defalarca yaptırım uyguladı ama sevkiyatlar durmadı. Çünkü kontrol rejiminde yapısal bir boşluk var. Listelenmemiş ara maddeler üzerinden yapılan sevkiyatlar tedarikçiye inkâr imkânı bırakıyor.

-- Ama bugünkü tabloda bambaşka bir değişken devrede. O da abluka. Bu sevkiyatlar deniz yoluyla Bender Abbas’a geliyordu. Liman şu an abluka altında ve asgari kapasitede çalışıyor. Kara güzergâhları ise bu hacimdeki yükü taşıyamaz. Bence sonuç şu: İran, elindeki stokla bir süre daha montaja devam eder. Ama üretimi savaş öncesi seviyeye çıkarması iki şarta bağlı: Bombardıman altında sanayi altyapısını yeniden kurabilmesi ve toplu ithalat kanallarını açabilmesi. Abluka sürdüğü müddetçe ikincisi mümkün değil. Petrol dosyasında da aynı sonuca varmıştık. Belirleyici olan hava saldırısı değil, fiziksel erişimin kesilmesi.

SIVI YAKITLI VE KATI YAKITLI FÜZELER NEDEN ÖNEMLİ?

İran’ın yeniden üretim yaptığı öne sürülen sistemlerin bir diğer dikkat çekici özelliği ise farklı yakıt teknolojilerine sahip balistik füzelerin gündeme gelmesi. Sıvı yakıtlı füzelerde yakıtın fırlatma öncesinde sisteme yüklenmesi gerekiyor. Bu durum hazırlık sürecini daha karmaşık hale getirebiliyor.

Katı yakıtlı sistemlerde ise yakıtın füze içerisinde daha uzun süre hazır tutulabilmesi, operasyonel hazırlık açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Bu nedenle İran’ın katı yakıtlı füze üretim kapasitesini koruması veya yeniden oluşturması, yalnızca sahip olduğu füze sayısı açısından değil, bu füzeleri ne kadar hızlı kullanıma hazır hale getirebildiği açısından da önem taşıyor.

Dolayısıyla tartışma artık sadece “İran’ın kaç füzesi kaldı?” sorusundan ibaret değil. Asıl soru, İran’ın kaç füzeyi ne kadar sürede yeniden üretebileceği ve bunları ne kadar hızlı operasyonel hale getirebileceği.

İran’ın sıvı ve özellikle katı yakıtlı balistik füze üretimini yeniden artırması, bölgedeki askerî dengeleri ve ABD-İran geriliminin geleceğini nasıl etkiler? Bu durum savaşın uzaması veya yeni bir saldırı dalgası ihtimalini artırır mı?

Bu soruma “Askerî açıdan asıl önemli olan yakıt türü. Sıvı yakıtlı füze, atıştan hemen önce yakıt yüklemeyi gerektirir. Bu da tespit edilebilir bir hazırlık safhası yaratır. Katı yakıtlı sistem ise atışa hazır halde depolanabilir. Yani karşı tarafa kalan uyarı süresi kısalır. İran'ın envanterinde katı yakıtlı sistemlerin ağırlık kazanması bu yüzden anlamlı” cevabını veren Oral Toğa, şu yorumda bulundu:

-- Siyasi etkisi ise daha büyük. Bu haber, savaşın ilan edilmiş temel hedeflerinden birine ulaşılamadığını gösteriyor. Üstelik kasımdaki ara seçimler yaklaşırken. Savaş zaten Amerikan kamuoyunda giderek daha olumsuz karşılanıyor. Washington'ın önünde iki yol var: Ya yeni tespit edilen tesislere yeni bir saldırı dalgası ya da hava gücünün bu işi bitiremeyeceğini kabul edip ağırlığı ekonomik baskıya vermek. Trump'ın açıkladığı ezici ekonomik operasyon ikinciye işaret ediyor. Ama bu tür istihbarat genelde birinciyi tetikler. Çünkü yeni tesisler tamamlanmadan vurma teşviki artar.

-- Tahran cephesinde ise durum bilinçli olarak görünür kılınıyor. Savunma Bakanlığı, Fars'a 'Yakında buzdağının ucunu göreceksiniz' dedi. Bu bir sır ifşası değil, mesaj. İran, füze kapasitesinin bilinmesini istiyor. Çünkü Hürmüz masasındaki kozu bu. Savaşın uzaması ve yeni bir saldırı dalgası ihtimaline gelince, ikisini birbirinin alternatifi saymamak lazım. Kapasiteyi ortadan kaldıramayan yeni bir saldırı dalgası zaten savaşın uzaması demek. Her döngü programı biraz daha derine itiyor. Askeri seçeneğin getirisi azalırken siyasi maliyeti birikiyor. Asıl soru da bu: Washington bu denklemi ne zaman kabul edecek?

BEYAZ SARAY İDDİALARI NEDEN DOĞRUDAN YALANLAMADI?

Yeni iddiaların ardından gözler Washington’a çevrildi. Beyaz Saray, İran’ın füze üretimine yeniden başladığı yönündeki haberleri doğrudan yalanlamadı. Bunun yerine ABD yönetimi, İran’ın askerî faaliyetlerinin yakından takip edildiğini vurguladı. Beyaz Saray’dan New York Post’a konuşan bir yetkili, Başkan Trump’ın da daha önce söylediği gibi ABD’nin İran’ı izlediğini ve Tahran’ın attığı adımları yakından takip ettiğini belirtti.

Aynı yetkili, Trump yönetiminin operasyonun sonuçlarına ilişkin değerlendirmesini de değiştirmedi. Washington’a göre ABD ordusu İran’ın nükleer tesislerini hedef aldı, savunma sanayi altyapısına ağır darbe vurdu ve İran’ın askerî kapasitesini önemli ölçüde geriletti. Ancak önemli ölçüde gerilemek ile tamamen ortadan kaldırılmak arasındaki fark, mevcut tartışmanın tam merkezinde bulunuyor.

View the original on CNN Türk

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.