The Jerusalem PostTurkey unearths rare statues of Roman Emperor Hadrian, Empress Sabina in ancient Mediterranean cityPunchStockbrokers offer safer route to Dangote IPO — Ex-CIS bossDaily MaverickThe man with ‘no filter’: The second coming of Pitso Mosimane to Bafana BafanaInquirerFinal day of 2026 bar exams kicks offCNN TürkÇocukların verileri kimde? Okullarda yapay zeka kriziוואלההקרמלין: הודו וסין הציעו לתווך במו"מ עם אוקראינה한겨레“우리는 노예 아니고 노동자”…서울서 모인 전국 이주노동자 ‘한목소리’ColliderTom Cruise’s Epic Historical Masterpiece Is Officially Storming the Streaming Charts AgainThe Hollywood Reporter‘Happily Ever After’ Star Shuhua Yeh Makes the Leap From K-pop Idol to Actress: “It’s Really Happening”Mint‘I resign as MP CM’: CJP founder Abhijeet Dipke's satirical letter after Balaghat hecklingThe Sydney Morning HeraldPolice release CCTV in hunt for two men after Hamilton Hill shootingRTL BoulevardWereldkampioen Herlings boekt zevende zege op rij in MXGP
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, September 13, 2026

AK Parti Genel Sekreteri İnan'dan 12 Eylül mesajı

Translate

AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyüp Kadir İnan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılına ilişkin sosyal medya hesabından mesaj yayımladı.

İnan, mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Darbeciliğin hiçbir gerekçesi meşru, hiçbir bahanesi mazur görülemez"

12 Eylül 1980 darbesinin 46. yılında, milletimizin iradesini gasbeden, Meclisimizi kapatan ve ülkemizi baskı karanlığına sürükleyen darbecileri bir kez daha lanetliyorum. Siyasi yasaklarla, darağaçlarıyla ve insan onurunu çiğneyen uygulamalarla hatırlanan 12 Eylül, demokrasimize yöneltilen en ağır saldırılardan biridir.

Darbe; kendilerini milletin üzerinde görenlerin, devleti kendi mülkü, vatandaşın iradesini ise gerektiğinde yok sayabilecekleri bir ayrıntı olarak kabul etmesidir. Bu nedenle darbeciliğin hiçbir gerekçesi meşru, hiçbir bahanesi mazur görülemez.

Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak yürüttüğümüz demokrasi mücadelesinin temelinde, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesini devlet hayatının bütününe hâkim kılma iradesi vardır. Bizim siyasetimize göre demokrasinin kurumsallaşması; sandığın vesayetten, siyasetin darbe tehdidinden, vatandaşın hak ve özgürlüklerinin keyfî müdahalelerden korunmasıdır. Seçilmiş iradenin anayasal yetkilerini kullanabildiği, bütün kurumların hukuk içerisinde görev yaptığı, herkesin hak arama yollarına güvenle başvurabildiği bir düzenin güçlenmesidir.

27 Nisan e-muhtırasına karşı ortaya koyduğumuz tavır, milletin verdiği yetkinin vesayet odaklarının müdahalesine açık olmadığının ilanıdır. Siyaseti tehditlerle hizaya getirme alışkanlığına karşı sivil iradenin hukukunu savunduk.

12 Eylül 2010’da milletimizin onayıyla darbecilerin yargılanmasının önünü kapatan geçici 15. maddenin kaldırılması, bu mücadelenin doğrudan 12 Eylül’le hesaplaşan adımlarından biridir. Milletimiz, iradesini çiğneyenlerin dokunulmazlığına yine kendi iradesiyle son vermiştir.

15 Temmuz’da ise Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara çıkan aziz milletimiz, FETÖ’cü darbecilere karşı canı pahasına milli iradeyi savunmuştur. O gece gösterilen cesaret, millet iradesinin silah zoruyla teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermiştir.

"Türkiye’de, hiçbir yapı kendisini milletten üstün görmemelidir"

Bugün sorumluluğumuz, bu mücadeleyle kazanılanları korumak ve demokrasimizi hukuk devleti ilkesiyle, temel hak ve özgürlüklerle, güçlü kurumlarla daha da ileriye taşımaktır. Gelecek nesillere bırakacağımız Türkiye’de, hiçbir yapı kendisini milletten üstün, hiçbir güç kendisini hukuktan bağımsız görememelidir.

12 Eylül’ün acılarını yaşayan bütün vatandaşlarımızın hatırasına saygıyla, hayatını kaybedenleri rahmetle anıyor; darbeciliği ve ona meşruiyet üretmeye çalışan vesayet zihniyetini bir kez daha lanetliyorum.

View the original on TRT Haber

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.